Bir Hikayenin Noktalı Virgülü
"Hocam," dedim, "aşk aslında tamamıyle bir ilüzyon slsilesinden ibarettir. Hayalimizin ürettiği bir şeydir. Aşkı yaşamayız, onun ilüzyonu ardında kendimizi kaybeder, buna kapılmış bir şekilde bir insanın bizim için özel olduğu kanaatinde yaşarız. Ama aslında hepsi birer ilüzyondur. İlüzyondan kurtulup uzaktan baktığımızda bu düşüncelerin ve hayallerin nasıl uyuşturduğunu farkederiz aslında."
Hoca döndü, "Çok yazık size, aşkı yaşamayı bilmiyorsunuz, çok büyük bir şey kaçırıyorsunuz."
"Hayır hocam," dedim, "ben sadece aşkın bir ilüzyon olduğunu söylüyorum, ama bunun bir yanılmasa olduğunu farkedip kendimizi bu dalgalara atıp yaşıyoruz, çünkü hoşumuza gidiyor bu."
"Yok yok siz aşkı yaşayamayıp büyük bir şey kaybedeceksiniz" dedi.
"Nasıl hocam yaaa..." diyesim geldi...
Şimdi o geçmişe bakıyorum, ah evet hocam siz doğru bildiniz ben yaşayamayacağım aşkı. Ne güzel değil mi? Hocam bu mudur aşkı yaşamak? Acı çekmek bile bile? Fedakarlıkların karşılığını alamamak? Siz yanıldınız hocam, aşksız yaşanır, insan aşkı olmadan yaşanır. Sevilecek o kadar şey var ki bu dünyada, bir yanılsamada boğulma uğraşı sadece kendini öldürmektir...
Ne acı değil mi? Bir aşk uğruna yapılan tonlarca şey varken hata yapmak ve her şeyi rezil etmek? Rezil etmeye meyilli insanlarız, çünkü entropiye uğrayan bir dünyada yaşıyoruz. Her şeyin dağılmaya uğradığı bir dünyayı biz ayakta tutmaya çalışıyoruz. Kendi doğrularımızın ardından yaşıyoruz... Ama sonra geriye dönüp baktığımızda kendi doğrumuz aslında evrensel bir yanlışın tetiklenmiş hali oluyor. Herkes kendi doğrularında yaşıyor işte sessizce, ve de yıkım sürüp gidiyor.
Bir noktalı virgül koyup geçtim diyorum, çünkü o cümleye döneceğimi biliyorum ne kadar ilerlesem de. O cümlesiz olmuyor. Hep ben seni seviyorum diyesim geliyor, çünkü ardına noktalı virgül koyup devam etmiştim yaşamıma... Bağlanılan şeylere nokta konulamıyor, öncesine yan cümlecikler döşeyip kocaman bir cümle oluşturduğunuz zaman o cümleye noktayı koyamıyorsunuz. O cümlenin üzerinde harcanan emeğe ve dökülen tere ve yapılan fedakarlıklara kıyamıyorsunuz. Bırakıp gidemiyorsunuz o cümleyi... Sonra biri o cümleyi alıyor, okuyor, ve noktayı koyup fırlatıp atıyor. Sonra siz yıkılıyorsunuz...
Sonra birileri gelip size aşkı yaşamanın bir ömre bedel olduğunu söylüyor...
Sanırım ben bir noktayı kaçırdım...
Hoca döndü, "Çok yazık size, aşkı yaşamayı bilmiyorsunuz, çok büyük bir şey kaçırıyorsunuz."
"Hayır hocam," dedim, "ben sadece aşkın bir ilüzyon olduğunu söylüyorum, ama bunun bir yanılmasa olduğunu farkedip kendimizi bu dalgalara atıp yaşıyoruz, çünkü hoşumuza gidiyor bu."
"Yok yok siz aşkı yaşayamayıp büyük bir şey kaybedeceksiniz" dedi.
"Nasıl hocam yaaa..." diyesim geldi...
Şimdi o geçmişe bakıyorum, ah evet hocam siz doğru bildiniz ben yaşayamayacağım aşkı. Ne güzel değil mi? Hocam bu mudur aşkı yaşamak? Acı çekmek bile bile? Fedakarlıkların karşılığını alamamak? Siz yanıldınız hocam, aşksız yaşanır, insan aşkı olmadan yaşanır. Sevilecek o kadar şey var ki bu dünyada, bir yanılsamada boğulma uğraşı sadece kendini öldürmektir...
Ne acı değil mi? Bir aşk uğruna yapılan tonlarca şey varken hata yapmak ve her şeyi rezil etmek? Rezil etmeye meyilli insanlarız, çünkü entropiye uğrayan bir dünyada yaşıyoruz. Her şeyin dağılmaya uğradığı bir dünyayı biz ayakta tutmaya çalışıyoruz. Kendi doğrularımızın ardından yaşıyoruz... Ama sonra geriye dönüp baktığımızda kendi doğrumuz aslında evrensel bir yanlışın tetiklenmiş hali oluyor. Herkes kendi doğrularında yaşıyor işte sessizce, ve de yıkım sürüp gidiyor.
Bir noktalı virgül koyup geçtim diyorum, çünkü o cümleye döneceğimi biliyorum ne kadar ilerlesem de. O cümlesiz olmuyor. Hep ben seni seviyorum diyesim geliyor, çünkü ardına noktalı virgül koyup devam etmiştim yaşamıma... Bağlanılan şeylere nokta konulamıyor, öncesine yan cümlecikler döşeyip kocaman bir cümle oluşturduğunuz zaman o cümleye noktayı koyamıyorsunuz. O cümlenin üzerinde harcanan emeğe ve dökülen tere ve yapılan fedakarlıklara kıyamıyorsunuz. Bırakıp gidemiyorsunuz o cümleyi... Sonra biri o cümleyi alıyor, okuyor, ve noktayı koyup fırlatıp atıyor. Sonra siz yıkılıyorsunuz...
Sonra birileri gelip size aşkı yaşamanın bir ömre bedel olduğunu söylüyor...
Sanırım ben bir noktayı kaçırdım...
Comments