Dayanıksızlık
Bir noktaya geldik artık. Gözümüzü dayadığımızda öteden zar zor alıyoruz görüntüyü. Bir ışık ışını geçiyor anca, onda da geleceği göremiyorum..
Çok karanlık..
Neden bu umutsuzluk üzerimde oturuyor diye merak etmiyor değilim.. Neden beni bırakıp da asıl umutsuzluğa ihtiyacı olanları kovalamıyor?
"Kalk üzerimden!" diye bağırdığımda aşağıya doğru baktı. Yağlı ve kıllı omuzlarının üzerinden gülümseyen suratı gözüküyordu. Sadece anlamsızca gülümsedi, sonra tekrar karşıya baktı..
Ne bekliyor olabilirdim ki? Umutsuz bir durum işte..
Beni kurtaracak birini arıyorum..
Tek sorun: Sahile "IMDAT" diye nasıl yazacağımı bilmiyorum..
Kimin çıkacağını da bilmiyorum gerçi..
Veya yardım çağrısı göndereceğim insanın bana yardım edip etmeyeceği..
Sonuçta kim, birinin yalnız kaldığı bir adaya inmek ister ki..
O yüzden sahilde oturup yıldızları izliyorum, belki bir tanesi hareket eder diye..
Ya bir dilek dilerim ya da yıldızı uçakla karıştırdığımı farkedip zifiri karanlıkta kollarımı gereksiz yere sallarım..
Çok gereksiz..
Ben burada hapisim bir süre daha.. Yüce bir el beni omuzlarımdan parmaklayıp kaldırıp bir yere koymadıkça ben böyle olmak durumundayım..
Yüce El Nasıl Çağrılır, diye bir kitap okumuş olmak isterdim..
Ama öyle bir kitap çıkarmak nedense kimsenin aklına gelmiyor..
Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir, sorusunun cevabını buldum sanırım: Sen, sen ve sen..
Böylece normalde 1 tane sen varken 3 tane seninle konuşup eğlenebileceğim..
Süper paket..
Ah tanrım, acı çekiyorum..
HAYKIRMAK GELİYOR İÇİMDEN..
Ama öksürüklerim tıkıyor boğazımı..
Ondan önce de öksürükler için aldığım 5 ilaç..
Sessizlik içinde yüzüyorum..
Dur, yüzme artık..
Bırakalım gidelim bu havuzu. Her şey çok anlamsız geliyor..
Tut elimi..
Çek beni götür..
Geldiğimiz noktada benliği kaybetmek
Dayanamamak artık gündelik şeylere..
Bitti pilim.. Şarj aletini evde unuttum
Ev saatlerce yol uzakta..
Ben enerjisiz, bitap
Yokuş aşağı yuvarlanıyorum..
Çok karanlık..
Neden bu umutsuzluk üzerimde oturuyor diye merak etmiyor değilim.. Neden beni bırakıp da asıl umutsuzluğa ihtiyacı olanları kovalamıyor?
"Kalk üzerimden!" diye bağırdığımda aşağıya doğru baktı. Yağlı ve kıllı omuzlarının üzerinden gülümseyen suratı gözüküyordu. Sadece anlamsızca gülümsedi, sonra tekrar karşıya baktı..
Ne bekliyor olabilirdim ki? Umutsuz bir durum işte..
Beni kurtaracak birini arıyorum..
Tek sorun: Sahile "IMDAT" diye nasıl yazacağımı bilmiyorum..
Kimin çıkacağını da bilmiyorum gerçi..
Veya yardım çağrısı göndereceğim insanın bana yardım edip etmeyeceği..
Sonuçta kim, birinin yalnız kaldığı bir adaya inmek ister ki..
O yüzden sahilde oturup yıldızları izliyorum, belki bir tanesi hareket eder diye..
Ya bir dilek dilerim ya da yıldızı uçakla karıştırdığımı farkedip zifiri karanlıkta kollarımı gereksiz yere sallarım..
Çok gereksiz..
Ben burada hapisim bir süre daha.. Yüce bir el beni omuzlarımdan parmaklayıp kaldırıp bir yere koymadıkça ben böyle olmak durumundayım..
Yüce El Nasıl Çağrılır, diye bir kitap okumuş olmak isterdim..
Ama öyle bir kitap çıkarmak nedense kimsenin aklına gelmiyor..
Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir, sorusunun cevabını buldum sanırım: Sen, sen ve sen..
Böylece normalde 1 tane sen varken 3 tane seninle konuşup eğlenebileceğim..
Süper paket..
Ah tanrım, acı çekiyorum..
HAYKIRMAK GELİYOR İÇİMDEN..
Ama öksürüklerim tıkıyor boğazımı..
Ondan önce de öksürükler için aldığım 5 ilaç..
Sessizlik içinde yüzüyorum..
Dur, yüzme artık..
Bırakalım gidelim bu havuzu. Her şey çok anlamsız geliyor..
Tut elimi..
Çek beni götür..
Geldiğimiz noktada benliği kaybetmek
Dayanamamak artık gündelik şeylere..
Bitti pilim.. Şarj aletini evde unuttum
Ev saatlerce yol uzakta..
Ben enerjisiz, bitap
Yokuş aşağı yuvarlanıyorum..
Comments