Gece
Bir mektup içine gözlerimi koyup göndersem, saatlerce bakar mısın, sıkılmadan?
Onlar sadece seni görmek istese, yanında taşır mısın, yorulmadan?
Gülümser misin benim için..
Gözlerimin göreceği son şey olmanı istiyorum...
Karanlık, belki de soğuk. Değişken değil yalnız, hep aynı koku, aynı aydınlık, benzer sesler.. Evet sesler dinamik, ona hayır diyemem.. Her şeyden etkileniyor sesler; mod, saat, ritim.. Ve sessizlik var arka fonda, işte ona dokunamıyorum.. O hep ordan izliyor bir yerlerden. Biliyorum, dinliyor benim dinlediğim bütün sesleri, sessizce.. Bütün o gürültüde kayboluyor, arıyorum, bulamıyorum.. Sonra sesi değiştiriyorum, ve birden karşıma çıkıyor öcü gibi... Korkuyorum!
Kıyafetimi giydim, aynı seremoni... Bir, iki, üç... sayarken unutuyorum alınan hapları, kanıma karışıyor birer birer.. Sonra birkaç hap da ağzıma besleniyor, ağzım açık, karanlığı izlerken.. ve sonra resimler.. Her zamanki ritüel, benzer sesler. Aydınlık bu sefer saat 3 yönünden vuruyor.. Geçen akşam saat 11deydi.. Saatler her şeyi etkiliyor..
Yumuşak, çok yumuşak.. Kucaklıyor beni, annem misin diye soruyorum, ses yok.. Sadece sıcacık bir kucak.. Yüzünü göremiyorum, çünkü sadece bir beden var. Göğsüne dayıyorum usulca kafamı, kalp atışı yok.. Usulca bir kucak.. Sarıyor bedenimi.. Uzun zamandır böyle bir sevgiye muhtaçmışım.. Anlıyorum..
Sıcak.. soğuk bir esinti ürpertiyor beni.. Karanlık üfleyip kaçıyor sırf korkutmak için beni, kaçarken dışarıdaki dallara çarpıyor. "Aptal," diyorum kendi kendime, "güya beni korkutacak." Yine de ister istemez ürperiyor içim..
Göz doktoru.. Bana bir şeyler gösteriyor.. HAYIR BAKMAYACAĞIM! diyesim geliyor ama nafile.. bu parayı verdim, bunları görmek zorundayım.. Harfleri bekliyorum.. Bir gözümde ezberleyip diğerinde okurum da farketmez diye; ikisini birden açıyor, ve bir resim gösteriyor.. Sonra ışıkları kapıyor, ve karanlık.. Sonra resimler parlıyor. Gözlerim yanıyor resimleri gözümün içine doğru tutarken. "Dur, doktor, gözüm yanıyor!" diyorum ama laf anlatamıyorum. Gülümsüyor!.. Yo hayır, gülümsemiyor.. Bilmiyorum, göremiyorum resimlerden..
"Pardon beyefendi, yerinize oturur musunuz?" diyorum, sonra farkediyorum önümdeki koltukla konuştuğumu.. Şöyle bir etrafı yokluyorum, salon sadece bana açık gibi duruyor.. Bu lüksü her zaman yaşayamam! Gülümseyerek koltuğuma yaslanıyorum.. Ama niye bu kadar küçüğüm? Mızmızlanamıyorum çünkü tam o anda koltuklar kayboluyor! Bütün film benim!.. Bir dakika bir dakika.. Bu film.. ben bu filme geldim.. ben burada ne yapıyorum? Aaah bu en sevdiğim çünküüü.. Bana geçmişimi hatırlatıyor.. Koltuğa yapışmış bir şekildeyim.. Terliyorum.. Gerginim, sanki ilk kez izleyecekmişim gibi geliyor, ama sahnesi sahnesine biliyorum.. Bir dakika, bu filmde ben oynamamış mıydım?
Kare kare ilerliyor trenler.. Bir dağın tepesinden izliyorum vadiyi, sükunet sarmalamışken geceyarısını, bir tren usulca geçiyor.. Namaz? Trende yazan bu mu? Ne alaka? Amuda kalkıyorum istemeden, zamanmış.. Amuda kalkık kalıyorum ve Zaman öööyle akıp geçiyor, bir geceyarısı..
Yüzeye varmak üzereyim.. Biliyorum.. Nefesim bitti ama varacağım..Bu denizi ben yarattım, o zaman kontrol edebilirim! Ah hayır, bir darbe daha, ve yine aşağılardayım.. Hıçkırıklar geliyor, basınçtan oluşan baloncuklar çıkıyor içimden.. Aaah bu ne basınç, kulaklarım ağrıyor! Bu denizi ben yarattım, çıkabilirim.. Yunuslar.. Bir yerlerden sesleniyorlar.. Yunuslar? Onları ben yaratmadım! Bu deniz.. hani benimdi? Yutuluyorum, maskem düşüyor, yanaklarım ıslanıyor, soğuk..
Karanlık..
Kucak..lıyor beni..
Zaman.. gibi akıp geçiyor rüyalardan kareler..
Sıcak.. içimde hissediyorum..
Acı var ama.. bu nedir..
Biliyorum..
Gözlerim kapalı.. Binlerce hayal alıp kıyıya vuruyor beni.. Güneş sırtımı sıvazlarken uyanıyorum..
Karada olduğum için mutluyum..
Bunu yine yapmalıyım!
Onlar sadece seni görmek istese, yanında taşır mısın, yorulmadan?
Gülümser misin benim için..
Gözlerimin göreceği son şey olmanı istiyorum...
Karanlık, belki de soğuk. Değişken değil yalnız, hep aynı koku, aynı aydınlık, benzer sesler.. Evet sesler dinamik, ona hayır diyemem.. Her şeyden etkileniyor sesler; mod, saat, ritim.. Ve sessizlik var arka fonda, işte ona dokunamıyorum.. O hep ordan izliyor bir yerlerden. Biliyorum, dinliyor benim dinlediğim bütün sesleri, sessizce.. Bütün o gürültüde kayboluyor, arıyorum, bulamıyorum.. Sonra sesi değiştiriyorum, ve birden karşıma çıkıyor öcü gibi... Korkuyorum!
Kıyafetimi giydim, aynı seremoni... Bir, iki, üç... sayarken unutuyorum alınan hapları, kanıma karışıyor birer birer.. Sonra birkaç hap da ağzıma besleniyor, ağzım açık, karanlığı izlerken.. ve sonra resimler.. Her zamanki ritüel, benzer sesler. Aydınlık bu sefer saat 3 yönünden vuruyor.. Geçen akşam saat 11deydi.. Saatler her şeyi etkiliyor..
Yumuşak, çok yumuşak.. Kucaklıyor beni, annem misin diye soruyorum, ses yok.. Sadece sıcacık bir kucak.. Yüzünü göremiyorum, çünkü sadece bir beden var. Göğsüne dayıyorum usulca kafamı, kalp atışı yok.. Usulca bir kucak.. Sarıyor bedenimi.. Uzun zamandır böyle bir sevgiye muhtaçmışım.. Anlıyorum..
Sıcak.. soğuk bir esinti ürpertiyor beni.. Karanlık üfleyip kaçıyor sırf korkutmak için beni, kaçarken dışarıdaki dallara çarpıyor. "Aptal," diyorum kendi kendime, "güya beni korkutacak." Yine de ister istemez ürperiyor içim..
Göz doktoru.. Bana bir şeyler gösteriyor.. HAYIR BAKMAYACAĞIM! diyesim geliyor ama nafile.. bu parayı verdim, bunları görmek zorundayım.. Harfleri bekliyorum.. Bir gözümde ezberleyip diğerinde okurum da farketmez diye; ikisini birden açıyor, ve bir resim gösteriyor.. Sonra ışıkları kapıyor, ve karanlık.. Sonra resimler parlıyor. Gözlerim yanıyor resimleri gözümün içine doğru tutarken. "Dur, doktor, gözüm yanıyor!" diyorum ama laf anlatamıyorum. Gülümsüyor!.. Yo hayır, gülümsemiyor.. Bilmiyorum, göremiyorum resimlerden..
"Pardon beyefendi, yerinize oturur musunuz?" diyorum, sonra farkediyorum önümdeki koltukla konuştuğumu.. Şöyle bir etrafı yokluyorum, salon sadece bana açık gibi duruyor.. Bu lüksü her zaman yaşayamam! Gülümseyerek koltuğuma yaslanıyorum.. Ama niye bu kadar küçüğüm? Mızmızlanamıyorum çünkü tam o anda koltuklar kayboluyor! Bütün film benim!.. Bir dakika bir dakika.. Bu film.. ben bu filme geldim.. ben burada ne yapıyorum? Aaah bu en sevdiğim çünküüü.. Bana geçmişimi hatırlatıyor.. Koltuğa yapışmış bir şekildeyim.. Terliyorum.. Gerginim, sanki ilk kez izleyecekmişim gibi geliyor, ama sahnesi sahnesine biliyorum.. Bir dakika, bu filmde ben oynamamış mıydım?
Kare kare ilerliyor trenler.. Bir dağın tepesinden izliyorum vadiyi, sükunet sarmalamışken geceyarısını, bir tren usulca geçiyor.. Namaz? Trende yazan bu mu? Ne alaka? Amuda kalkıyorum istemeden, zamanmış.. Amuda kalkık kalıyorum ve Zaman öööyle akıp geçiyor, bir geceyarısı..
Yüzeye varmak üzereyim.. Biliyorum.. Nefesim bitti ama varacağım..Bu denizi ben yarattım, o zaman kontrol edebilirim! Ah hayır, bir darbe daha, ve yine aşağılardayım.. Hıçkırıklar geliyor, basınçtan oluşan baloncuklar çıkıyor içimden.. Aaah bu ne basınç, kulaklarım ağrıyor! Bu denizi ben yarattım, çıkabilirim.. Yunuslar.. Bir yerlerden sesleniyorlar.. Yunuslar? Onları ben yaratmadım! Bu deniz.. hani benimdi? Yutuluyorum, maskem düşüyor, yanaklarım ıslanıyor, soğuk..
Karanlık..
Kucak..lıyor beni..
Zaman.. gibi akıp geçiyor rüyalardan kareler..
Sıcak.. içimde hissediyorum..
Acı var ama.. bu nedir..
Biliyorum..
Gözlerim kapalı.. Binlerce hayal alıp kıyıya vuruyor beni.. Güneş sırtımı sıvazlarken uyanıyorum..
Karada olduğum için mutluyum..
Bunu yine yapmalıyım!
Comments